• DERGİ
  • SİNEMA
  • GEZİ
  • BİYOGRAFİ
  • ANALİZ
  • TARİH
YAZARLARIMIZ
necdet meşe
necdet meşe
KİRLİ STK′LAR - II
osman koca
osman koca
İFTARİYELİK
fehmi yakut
fehmi yakut
DİYALOG ZEHİRLENMESİ
kaniye ayer
kaniye ayer
KENDİNE İNANMALI, BAKUGAN’INA GÜVENMELİSİN!
cengiz cantürk
cengiz cantürk
İDRİS-İ BİTLİSİ
abit yaşaroğlu
abit yaşaroğlu
SİYONİZM VE GEMİLER
hamit hatipoğlu
hamit hatipoğlu
KATSAYI KARARINA DAİR
hüseyin kerim ece
hüseyin kerim ece
SÜKUTUN DİLİ
mehmet horasan
mehmet horasan
CUMA GÜNLERİ İMAMLARA ÖZGÜRLÜK
alim daşpınar
alim daşpınar
GIDA SAVAŞI - II
metin ünlü
metin ünlü
GÜLÜMSÜYORUM
GENÇ KALEMLER
tuğba sevim
HADİ AĞLA BİRAZ
tuğba sevimesma pınar kavalcı  kübra şenalaynur malkoç hilal yılmaz kübra kuruner neslihan arviş
ALINTI YAZILAR
hüseyin akın
Zor zamanda konuşmak
Bookmark and Share Bu yazi 123 defa okunmustur.

Batı Sahra kimin sorunu?/ İbrahim Tığlı
18.01.2010 / Dünya Bülteni
Son günlerde Avrupa ülkelerinin başkentlerinde peş peşe Batı Sahra ile ilgili zirve toplantıları gerçekleşiyor.

İbrahim Tığlı/ Dünya Bülteni

Son günlerde Avrupa ülkelerinin başkentlerinde peş peşe Batı Sahra ile ilgili zirve toplantıları gerçekleşiyor. Önce İngiltere′nin başkenti Londra′da, sonra Paris′te şimdi de Madrid′de; Fas, Cezayir, gibi soruna müdahil ülkelerin de katıldığı zirveler düzenlendi.

Avrupa devletlerin 2007′ye kadar sorunu Kuzey Afrika ülkeleri arasında bir sorun gibi algılarken bu tarihten sonra sorunu çözmek için adımlar atmalarının arkasında ne var? Son iki hafta içerisinde yapılan üç zirvenin Avrupa Birliği′nin talebi ile gerçekleşmesinin ABD ile Avrupa arasındaki diplomatik rekabetten mi kaynaklanıyor? İnsan Hakları aktivisti Aminatou Haydar′ın açlık grevi masum bir tepki mi? Bu ve benzer sorunların cevapları ileriki günlerde açığa çıkacak olmasına rağmen Batılı ülkelerin Batı Sahra′yı kendi sorunları gibi görmeye başladığını söyleyebiliriz.

İspanya′nın kolonilerinden çekilmesi üzerine Batı Sahra, 1961′de Fas tarafından işgal edildi. Bu işgale ABD, Avrupa, hatta Afrika ülkeleri bile sessiz kaldılar. O zamanlar, Accra meydanlarında bağımsızlık nutukları atan özgürlük savaşçısı Gana′nın ilk devlet başkanı Kvame Nkrumah, bir gazetecinin "Batı Sahra′nın işgal edilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna, "O, Fas halkının iç meselesidir" cevabını vermişti.

Batı Sahra′nın enerji kaynaklarından yoksun olması, yağmur kıtlığı nedeniyle topraklarının tarıma elverişsizliği bu bölgenin kaderinin Fas yönetimine bırakılmasına sebep olmuştu. Fakat son yıllarda bölgede bol miktarda petrol, doğalgaz, potasyum ve fosfat rezervlerinin olduğunun anlaşılması batı ülkelerinin bölgeyle ilgilenmelerini sağladı. ABD şimdilik gelişmeleri uzaktan takip etse de, İngiltere′nin soruna taraf olarak yaklaşmasının arkasında Obama yönetiminin olduğu gözlerden kaçmıyor.

Batı Sahra′da yaşananlar, İsraillilerin Filistin halkına yaptıklarını hatırlatmaktadır. 1976′dan beri planlı bir şekilde etnik kimliği reddedilen Batı Sahralılar yerlerinden edilip, Fas′ın iç bölgelerine zorunlu göç ettirilirken, boşaltılan yerlere Faslılar yerleştirilmiş; böylelikle bölgenin demografik yapısında önemli değişiklikler gerçekleştirilmişti. Böylelikle, olası bir referandum kararında Fas yönetiminin isteği doğrultusunda bir sonuç çıkması hedeflenerek, bölgenin asli unsurunun Sahravilerden oluşmadığı dünya kamuoyuna gösterilmek istenmektedir.

Bütün ekonomik ve ticari faaliyetler, Fas hükümeti tarafından yerine getirildiği Batı Sahra′da, yerli halka çalışma sahası olarak yalnız balıkçılık ve hayvancılık bırakılmakta, devlet işlerinde çalışması yasaklanmaktadır. Sıkıyönetimle yönetilen bölgede insanların bir şehirden başka şehre seyahat etme özgürlükleri bulunmamakta, eğitim, sağlık hizmetleri ancak hükümetin müsaade ettiği şekilde yapılabilmektedir. Göçebe yaşayan Sahravilere kimlik verilmemekte, oy vermesi engellenerek vatandaş haklarından mahrum bırakılmaktadır.

Batı Sahra sorunu, aynı zamanda Cezayir ve Fransa arasında siyasi, askeri, ekonomik hâkimiyet sorununa dönüşmüştür. Cezayir′in Atlas Okyanusu ile sınırının bulunmaması, bu ülkenin Kuzey Afrika′daki liderlik sevdasını gölgelemektedir. Çünkü batı ülkeleri ile ekonomik ilişkilerin Fas üzerinden yürütülmesi, iki ülke arasındaki ilişkileri zaman zaman gerginleştirmektedir. Fas yönetimi, petrol ve doğalgaz zengini Cezayir′i siyasi ve ekonomik yalnızlığa iterek kendine karşı rakip olmasının önüne geçmek istemektedir. İki ülke arasındaki sınır anlaşmazlığında Cezayir, kartını Batı Sahra′nın bağımsızlığı için mücadele veren sosyalist eğilimli Polisario hareketini silah, ekonomik ve diplomatik açıdan destekleyerek gösterirken, Fas′ta karşılık olarak, Cezayir rejim muhaliflerine ülkesinin kapılarını açarak yanıt vermektedir. Polisario′nun kontrolünde Cezayir′in batı sınır şehirlerinde mülteci kampları bulunmakta, bu kamplarda yaşayan binlerce Sahravi, Polisario hareketinin saflarında Fas yönetimine karşı savaştığı için, bu ülkeler arasındaki gerginlik, içinden çıkılmaz bir soruna dönüşmektedir.

Sorunun diğer aktörleri İspanya ve Fransa ise birbirlerine karşı Batı Sahra üzerinden bölgesel ve stratejik rekabet yarışına girmekteler. İspanya, Batı Sahra′yı devlet olarak tanıyan tek Avrupa Birliği ülkesi olduğu için kendini bu bölgenin doğal bir koruyucusu olarak görmektedir. İspanya′nın bu desteğinin arkasında Afrika′da kaybettiği nüfuzunu Batı Sahra yolu ile tekrar elde etme isteği yatmaktadır. Son zamanlarda Fransa ile ilişkileri gerilen batı Afrika ülkeleri de, İspanya′yı bölgeye çekerek, Fransa′nın bölgede tek güç olmasının önüne geçmeyi amaçlamaktalar. Fas′ın en büyük destekçisi olan Fransa yönetimi, Birleşmiş Milletlerin gündemine Batı Sahra sorunu geldiğinde veto ederek Fas′ın rahat nefes almasını sağlayarak bu bölgedeki nüfuzunu Fas üzerinden sürdürmeye çalışmakta. Batı Sahra′ya giden mal ve ürünlerin yüzde doksan yedisinin Fransız patentli olması Fransa′nın neden Fas yönetimini desteklediğini açıklamakla birlikte, iki ülke arasındaki ilişkilerin arkasında çok kapsamlı unsurların olduğu da görülmelidir. Örneğin 2006′da Fas ve Fransa arasında yapılan ikili antlaşmaya göre Batı Sahra′da petrol arama hakkı, yalnız Fransız şirketlere ait olup, petrolün yüzde 40′ni Fransa, diğer yüzde 40′nı Fas, geriye kalanı ise bölgenin ekonomik gelişimi için harcanması kabul edilmiştir.

Rabat′ta polis tarafından iki Batı Sahralı üniversite öğrencisinin dövülmesi ile dünyanın gündemine tekrar gelen Batı Sahra, Aminatou Haydar′ın açlık grevi ile insan hakları merkezli bir soruna dönüştürülerek bölgeye Avrupa devletlerin müdahalesi istenmektedir. Beyaz Saray′ın Haydar′ı Amerika′ya davet etmesi, önümüzdeki günlerde referandum olasılığını da güçlendirmektedir. Fakat 2007 tarihli BM Güvenlik Kurulu′nun Batı Sahra ile ilgili 1754 referandum kararı, sorunu batılı devletler açısından çözerken Batı Sahra halkını yeni bir iç çatışmaya sürükleyecektir. Çünkü bu çözüm kararı, batılı ülkelerinin, Batı Sahra′nın kaderini nasıl etkileyecekleri ile ilgili olup, halkın barış, adalet ve özgürlük içerisinde yaşayabileceği bir çözümler sunmaktan çok uzak görünmektedir.

İslam Konferansı, Arap Birliği gibi kuruşların sorunun çözümüne yönelik şu ana kadar hiçbir girişimde bulunmamaları gerçekten kaygı vericidir. Batı Sahra, nüfusun tamamını Müslümanların oluşturduğu bir bölgedir. Bu toprakların Kahire′den, Taşkent′ten Bosna′dan bir farkı yoktur. Müslüman dünyanın bu soruna duyarsız kalmayıp, Batı Sahra halkının menfaatleri açısından bir çözümün gerçekleşmesi için çalışması gerekmektedir. Çünkü çözüm sunmak, Müslümanlar için artık keyfiyet değil bir zorunluluk olmuştur.




Etiketler

  Yorumlar
+ Yorum ekle
Henüz hiç yorum yapılmamış.