• DERGİ
  • SİNEMA
  • GEZİ
  • BİYOGRAFİ
  • ANALİZ
  • TARİH
YAZARLARIMIZ
necdet meşe
necdet meşe
KİRLİ STK′LAR - II
osman koca
osman koca
İFTARİYELİK
fehmi yakut
fehmi yakut
DİYALOG ZEHİRLENMESİ
kaniye ayer
kaniye ayer
KENDİNE İNANMALI, BAKUGAN’INA GÜVENMELİSİN!
cengiz cantürk
cengiz cantürk
İDRİS-İ BİTLİSİ
abit yaşaroğlu
abit yaşaroğlu
SİYONİZM VE GEMİLER
hamit hatipoğlu
hamit hatipoğlu
KATSAYI KARARINA DAİR
hüseyin kerim ece
hüseyin kerim ece
SÜKUTUN DİLİ
mehmet horasan
mehmet horasan
CUMA GÜNLERİ İMAMLARA ÖZGÜRLÜK
alim daşpınar
alim daşpınar
GIDA SAVAŞI - II
metin ünlü
metin ünlü
GÜLÜMSÜYORUM
GENÇ KALEMLER
tuğba sevim
HADİ AĞLA BİRAZ
tuğba sevimesma pınar kavalcı  kübra şenalaynur malkoç hilal yılmaz kübra kuruner neslihan arviş
ALINTI YAZILAR
hüseyin akın
Zor zamanda konuşmak
Bookmark and Share Bu yazi 105 defa okunmustur.

MESCİD-İ AKSA’ MI ALIRSINIZ YOKSA ‘SÜLEYMAN MABEDİ’ Mİ? Mustafa ÖZKAYA
21.12.2009 /

Filistin’de bugün üçüncü günümüz. Kudüs’te otelimizin bulunduğu yer olan Zeytin Dağından Mescidi Aksa’yı seyre dalmak insana doyumsuz bir tat veriyor. Bu manzara karşısında şair bile olunur diye düşünüyorum. Kâinatın aydınlık elçisi Hz. Peygamber’in (AS) arkasında bir peygamber ordusunun saf tuttuğunu düşünerek bu kutsal camide sabah namazı kılmak başlı başına tarihin harmanında savrulan buğday tanelerine döndürüyor sizi.

Zeytin DağıKudüs’e hakim en önemli tepe. Burası Yüce Osmanlı Devletinin hakimiyetindeyken Osmanlı ordusunun karargahının yerleşik olduğu stratejik bir nokta idi. Aynı zamanda Yahudiler açısından da çok önemli bir dağ Zeytin Dağı. Bu dağ ile Mescidi Aksa arasındaki iki yükselti arasında kalan çok geniş alana ‘Kidron Vadisi’ deniyor ki bazı Hıristiyan tarikatlarına göre Armagedon savaşının başlayacağı yer burası. Yahudilere göre ise kıyametin gerçekleşmesi sonrasında Tanrı’nın İsrailoğullarına karşı çıkanları yargılayacağı ve cezalandıracağı yer olarak biliniyor. Bu nedenle Yahudiler bu vadide mezar yeri satın alabilmek için adeta birbirleriyle yarıştıkları bilgisi kulağımıza çarpıyor oradayken.

Mescidi Aksa’da Cuma namazı kılmaya gitmeden önce Yahudiler açısından dünyadaki en kutsal mekan olarak bilinen “Ağlama Duvarına” uğruyoruz. Duvara yaklaşırken üzerinde fırtınalar koparılan Mağripliler Kapısı ve Geçidini de görüyoruz. İsrail’in nasıl bir ülke olduğu ve neleri hedeflediği konusunda hayret ve şaşkınlığımız bir kat daha artıyor. Elinde, fitilini her an ateşlemek istiyormuşçasına bir dinamit tutan ve tüm dünyanın gözü önünde bu toprakları rehin almış bir gangster görüntüsü veriyor bize.

 


 



ARKEOLOJİK KAZILARLA TOPRAK ALTINDAN İSRAİL ÇIKARMAK

İsrail arkeolojik kazılarda tarihte kendisini bulmaya çalışıyor. Babilliler, şehri yerle bir edip İsrailoğullarını katlettikleri yıl olan İ.Ö. 586 yılında Yahudilerin Kutsal Tapınağı “Süleyman Mabedi”ni de yerle bir etmişlerdi. Bu olayın ardından yedi yıl geçtikten sonra İsrailoğulları Mabedi yeniden inşa etmişler ve adına İkinci Tapınak demişlerdi. İkinci Süleyman Mabedi de, İ.S. 70 yılında bu kez Romalılar tarafından imha edilince İsrailoğullarının yüzyıllarca sürecek olan dünya sürgünü de başlamış oldu. Şimdi ise Nazi’ler tarafından üçüncü büyük katliama uğramaları sonrasında İsrailoğulları devletlerini kurarak bu toprakla üçüncü önemli buluşmasını yaşıyor. Bunun heyecanını İsrail’deki sokaklarda hemen hemen bütün ev ve arabalara asılı olan İsrail bayraklarından anlıyorsunuz.


 



DİRİLİŞ TOPRAK ALTINDA MI?

İsrail, şimdi toprak altından kendi dinlerini çıkarmaya çalışıyor. Asırlarca akla hayale gelmeyen katliamlara maruz kalmış bir milletin eskiyi hatırlayarak bunu yeniden ihya etmesinde ne mahzur var diyebilirsiniz belki. Ama bu, öylesine tehlikeli bir çaba ki bütün dünyanın fitilini yeniden ateşlemek anlamına geliyor. Çünkü İsraillilerin özlemini çektiği Üçüncü Süleyman Mabedinin yeri tam da şu an Mescidi Aksa’nın üzerinde durduğu zeminin bulunduğu yer. Bu amaçla Mescidi Aksa’nın altının didik didik edildiğini söylüyor Filistinliler ve bu konuda gerçekten çok endişeliler. Devam eden kazı faaliyetinin boyutlarını bile tahmin etme imkanı olmadığını söylüyorlar. Karşılaştığımız bütün Filistinliler şunu çok net bir şekilde dile getiriyor: “Mescid-i Aksa’nın altı şu anda tam bir köstebek yuvasına dönmüş durumda. Yakında Mescid yıkılırsa İsrail; ‘pardon kaza oldu’ deyip işin içinden sıyrılacak!


 

 
AĞLAMA DUVARINDA ARTIK AĞLANMIYOR

Ağlama duvarına geldiğimizde Yahudiler açısından bu duvarın neden dünyadaki en kutsal yerleri olduğunu daha iyi anlıyoruz. Çünkü Kudüs’te Yahudiliği yansıtan ve Yahudi tarihinden geriye kala kala sadece bu duvar kalmış. Aslında bu duvar bugün tamamen yıkılmış olan Süleyman Tapınağı’nın bulunduğu yerde, Kral Herod zamanında  yaptırılmış ve küp biçiminde büyük taş bloklardan örülmüş yüksek bir surun kalıntılarından başka bir şey değil. MS. 70 yılında Süleyman Tapınağı yıkıldıktan sonra zamanla yerleşen bir dini geleneğe göre Yahudiler, her Cuma bu sembolik duvarın önünde toplanıp “Yahudi Kudüs’ün” yıkılışına ağlamışlar. O dönemde yerlere kapanarak dövünen, taşları öpen kalabalığın ağlama ve feryat sesleri bütün şehrin gürültüsünü bastırmaktaymış.  Bugün bu gelenek bayağı bir değişmiş. Gerçi bizler duvar önünde ağlayan veya dövünen Yahudi görmedik. Ama dini bir ritüele dönüştürülmüş bu merasimi, büyük bir merak ve ciddiyetle Mescidi Aksa’dan Kur’an-ı Kerim’in o hoş sedası kulaklarımızda yankılanana kadar takip ettik.

Yahudiler açısından “Ağlama Duvarı”nın gerçekten sembolik önemi var. Bu duvarın önüne gelen Yahudiler, aslında Süleyman Tapınağının yıkılışını ve yaşadıkları soykırımları hatırlarken öte yandan da Süleyman Mabedini yeniden inşa etme inanç ve azimlerini tazelemiş oluyorlar. Tek sorun ise Süleyman Tapınağının Mescid-i Aksa ve Hz. Ömer Mescidi’nin içinde yer aldığı Haremi Şerifin tümünü kapsıyor oluşu. Yani sizin anlayacağınız Kudüs, insanlığın hem kurtuluş reçetesini ve hem de dinamit fitilini elinde tutuyor.

 


 



“PLAN HIZLI MI İŞLESİN YOKSA YAVAŞ MI?” İHTİLAFI

İsrail aslında dünyaya itiraf edemese de Kudüs üzerindeki bütün şehir planlarında veya semboller üzerinden yürüttüğü bütün stratejik adımlarında Kudüs’te eski Süleyman Tapınağını kurmayı ve Kudüs’ü başkenti olarak kabul etmeyi hedefliyor. Aslında İsrail’deki kavganın temel nedeni “bu planın uygulanması hızlandırılmalı mı? yoksa bir takım taktikler uygulanarak ağırdan mı alınmalı ve tepkinin dozajını kontrol altında mı tutmalı?” mücadelesi. Bu anlamda doğrusunu söylemek gerekirse “teenni” ile hareket edilerek bilimsel ve arkeolojik kazı kamuflajını tercih etmek gerektiğini söyleyenler daha baskın gibi gözüküyor. Diğerlerinin zaman zaman yapmış olduğu saldırgan eylemleri bile reddediyormuş gözükerek bu planın bir parçası olarak başarılı bir şekilde kullanıyorlar.


 



‘OSMANLI’NIN GİDİŞİYLE ‘BARIŞ’ DA GİTTİ

Mescidi Aksa’nın yükseldiği duvarın arka tarafından inerken bir taş anıt gözüme çarpıyor ve okuyorum. Tevrat’ta Yeşeya Babından 60 Bölümün 10. Ayeti yazılı üzerinde. “Yabancılar senin surlarını onaracak ve onların Kralları sana köle olacak.” Ağaçların arasında kaybolmuş ve dikkat çekmeyen bu taş, onu oraya dikenler açısından sanki tarihe düşülen bir not veya bir kilometre taşı gibi anlam ifade ediyor sanırım. Bu taşı okuduğumda nedense aklıma en son okuduğum “Biz Osmanlıya Neden İsyan Ettik?” kitabının müellifi Kral Abdullah geliyor. Filistin’de hem de Kudüs’ün yüzlerce peygamberin ayak bastığı bu noktada düşünmeden edemiyorum: “1951 yılında İsrail’i tanımak üzere oraya gelen ve Mescidi Aksa’nın merdivenlerinde bir Filistinli tarafından suikasta kurban giden Kral Abdullah ve taifesi gerçekten Osmanlıya neden isyan etmişti?”




Etiketler

  Yorumlar
+ Yorum ekle
Henüz hiç yorum yapılmamış.