• DERGİ
  • SİNEMA
  • GEZİ
  • BİYOGRAFİ
  • ANALİZ
  • TARİH
YAZARLARIMIZ
necdet meşe
necdet meşe
KİRLİ STK′LAR - II
osman koca
osman koca
İFTARİYELİK
fehmi yakut
fehmi yakut
DİYALOG ZEHİRLENMESİ
kaniye ayer
kaniye ayer
KENDİNE İNANMALI, BAKUGAN’INA GÜVENMELİSİN!
cengiz cantürk
cengiz cantürk
İDRİS-İ BİTLİSİ
abit yaşaroğlu
abit yaşaroğlu
SİYONİZM VE GEMİLER
hamit hatipoğlu
hamit hatipoğlu
KATSAYI KARARINA DAİR
hüseyin kerim ece
hüseyin kerim ece
SÜKUTUN DİLİ
mehmet horasan
mehmet horasan
CUMA GÜNLERİ İMAMLARA ÖZGÜRLÜK
alim daşpınar
alim daşpınar
GIDA SAVAŞI - II
metin ünlü
metin ünlü
GÜLÜMSÜYORUM
GENÇ KALEMLER
tuğba sevim
HADİ AĞLA BİRAZ
tuğba sevimesma pınar kavalcı  kübra şenalaynur malkoç hilal yılmaz kübra kuruner neslihan arviş
ALINTI YAZILAR
hüseyin akın
Zor zamanda konuşmak
Bookmark and Share Bu yazi 55 defa okunmustur.

AMASYA’dan EMASYA’ya
28.01.2010 / star-
Onlar 1923 diyor ama asıl maksadları 1938-1950 arasıdır. İsmet Paşa’nın “Devr-i Saâdet”i.

Almanca’da “Deutungshoheit” (doytungshôhayt) diye bir kavram vardır, anlam verme hakkı/üstünlüğü. Bâzı kimseler bâzı fikirlerin ancak kendi tefsirleri gibi anlaşılması gerektiğine inanırlar. Bizde Atatürk’ün devlet ve toplum tasavvurlarını kendi anladıkları yâhut anlayamadıkları şekliyle halka kabûl etdirmek isteyenler buna örnekdir. Aynen onlar gibi düşünmeyenlere düşman gözüyle bakarlar. Meşreblerine göre kendilerine “Kemalist” veyâ “Atatürkçü” adını münâsib görüyorlar. Bunlardan silahlı takımı, arkalarına yargı, üniversiteler ve medyadan da hınk deyicilerini alarak devletimizi “1923’deki zindeliğine tekrar kavuşturma” planları yapıyor. Şimdilik en son mârifetleri şu mâhut “Balyoz” herzevekilliği.

Onlar 1923 diyor ama asıl maksadları 1938-1950 arasıdır. İsmet Paşa’nın “Devr-i Saâdet”i.

Sizlere o günleri sevâbına biraz anlatayım:

Ülkede elektronik medyum olarak sâdece Ankara Radyosu vardı. Uzun dalga üzerinden cızırtılı olarak 07.30-09.00 arası “sabah yayını” yapar sonra susardı. 12.00-14.00 arası öğle yayını ve 17.00-23.00 arası “gece” yayını gelirdi. 14.00’den sonra yayın kesilmez, “Gazeteler İçin Yazdırma Servisi” başlar ve ağırbaşlı bir erkek sesi, İstanbul’daki gazete merkezlerinin not alabilmeleri için tâne tâne ertesi gün hangi haberleri nasıl aynen basacaklarını dikte ederdi.

1940’da “Tasvîr-i Efkâr” Gazetesi “Millî Şef” İsmet Paşa’nın Eşi Mevhibe Hanım’ın, bir okulu ziyâret ederkenki resmini birinci değil ikinci sayfaya basdığı için “kasd-ı mahsûs ile küçük düşürme” suçundan on gün kapatılmışdır.

Sâdece iki örnek daha:

1941’de aynı gün on gazete ve sonra yine aynı gün dokuz gazete birden kapatıldı. İlk On’un suçu Pera Palas’da patlayan bir bomba haberini resimli olarak vermek, Dokuzlar’ınkiyse Refah Gemisi Fâciâsı’yla ilgili bir anma törenini “Yazdırma Servisi”nin dikte etdiğinden farklı bir metinle vermiş olmakdı. (Ziyad Ebüzziyâ)

İstanbul’da Bostancı’dan îtibâren Bağdad Caddesi’nin üst tarafında elektrik yokdu. Şehir tarafına doğru biraz daha yukarılarda da yokdu. Konutlar gaz ve lüks (karpid) lambalarıyla aydınlatılırdı.

Bu semtlere akarsu 1950’den sonra peyderpey geldi.

Bizim Maltepe’deki eve telefon için 1940’da yapılan başvuru 13 yıl sonra kabûl edildi, 1953’de. Böylelikle Maltepe, karakoldan sonra ikinci telefonuna sâhib olma bahtiyarlığına erişdi.

Bütün bu bölgeye akarsu da 1952’de geldi. Daha önce konutlar bahçelerindeki kuyulardan yâhut eşeklerle dolaşan “saka”lardan su sağlıyorlardı.

Böyle zinde bir cumhûriyetimiz vardı.

Sonra nedense üzerimize bir mıymıntılık çökdü.

İşte bunun için kolları sıvıyor Kemalistlerimizle Atatürkçülerimiz!

“Amasya Tâmîmi”nden “Emasya Protokolü”ne!

İki metni okuyun da nereden nereye geldiğimizi anlayıp kafanızı taşdan taşa vurun!

1923 zindeliği, öyle mi?

26 Ocak 2010 Salı,




Etiketler

  Yorumlar
+ Yorum ekle
Henüz hiç yorum yapılmamış.