• DERGİ
  • SİNEMA
  • GEZİ
  • BİYOGRAFİ
  • ANALİZ
  • TARİH
YAZARLARIMIZ
necdet meşe
necdet meşe
KİRLİ STK′LAR - II
osman koca
osman koca
BAYRAMİYE
fehmi yakut
fehmi yakut
DİYALOG ZEHİRLENMESİ
kaniye ayer
kaniye ayer
KENDİNE İNANMALI, BAKUGAN’INA GÜVENMELİSİN!
cengiz cantürk
cengiz cantürk
İDRİS-İ BİTLİSİ
abit yaşaroğlu
abit yaşaroğlu
SİYONİZM VE GEMİLER
hamit hatipoğlu
hamit hatipoğlu
KATSAYI KARARINA DAİR
hüseyin kerim ece
hüseyin kerim ece
SÜKUTUN DİLİ
mehmet horasan
mehmet horasan
CUMA GÜNLERİ İMAMLARA ÖZGÜRLÜK
alim daşpınar
alim daşpınar
GIDA SAVAŞI - II
metin ünlü
metin ünlü
GÜLÜMSÜYORUM
GENÇ KALEMLER
tuğba sevim
HADİ AĞLA BİRAZ
tuğba sevimesma pınar kavalcı  kübra şenalaynur malkoç hilal yılmaz kübra kuruner neslihan arviş
ALINTI YAZILAR
hüseyin akın
Zor zamanda konuşmak
Bookmark and Share Bu yazi 67 defa okunmustur.

Osmanlı Amerika′yı niçin fethetmedi?
26.02.2010 / Dünya Bülteni
Osmanlı imparatorluğunun denizlerde hakim olduktan sonra neden Amerika′yı fethetmediği sorusuna cevap aranıyor.

Başlığı anlamamız için 1500’lü yıllara ve Barbaros kardeşlere dönmemiz gerekiyor. O dönemde Endülüs de son direniş noktası olan Gırnata’yı da ele geçiren İspanyolların Kuzey Afrika’ya yerleşmesinin önünde büyük bir güç kalmamıştı. Doğu ticaret yollarını ele geçirmek amacıyla İspanya ve Fransa Kuzey Afrika’da kendilerine üsler edinmeye başlamışlar ve İspanya bu amaçla 1509 da Batı Cezayir’de oran ve daha sonrada Becaye limanlarını işgal etmişlerdi. Bu sırada kuzey Afrika’da bunu engelleyecek güçte bir devlet yoktu. Direniş beklenmeyen bir yerden, Barbaros kardeşlerden geldi.   Onlar İspanyollara üstünlük sağlayarak önce Cicelli’yi, ardından Becâye ve Cezâyir’i fethettiler. ‘Sultan’ unvanını alan Oruç, kendini Cezâyir hükümdarı ilân etti. Bu arada Barbaroslar, Kuzey Afrika’yı Hıristiyanlara karşı savunmakla kalmıyor, Endülüs Müslümanlarını İspanya’dan taşıyor, iskân ediyor, fakir halka yiyecek dağıtıyorlardı. Bu durum Barbaros kardeşleri İspanyollarla karşı karşıya getiriyordu. İşlerini çok genişletmiş olan Barbaroslar, artık kesin bir şekilde Osmanlının resmî ve gayri resmi yardımına ihtiyaç duyuyorlardı. Bunun için Pîrî Reis’i, çok miktarda hediyelerle birlikte Yavuz Sultan Selim Han’a gönderdiler. Yavuz, Pîrî Reis’i bizzat kabul etti. 2 savaş gemisini yardım olarak Pîrî Reis’e teslim etti. Ayrıca Anadolu’dan asker toplama hakkı da tanıdı. Böylece ilk adım atılmış oldu. Bundan böyle anavatanın her türlü yardımı beklenebilirdi. Ancak İshak reis Ocak 1518 de Kal’atü’l- kıla’yı savunurken, Oruç reis ise Ekim 1518’de Tlemsen şehrini İspanyollara karşı savunurken şehit edildiler. Kuzey Afrika’daki devletin gerçek kurucusu olan Oruç Reis’in şahadetinden sonra, Cezâyir’de bulunan bir avuç Türk, o sırada 46 yaşlarında bulunan Hızır Hayreddin Reis’in etrafında toplanmışlardır. Ağabeyleri Oruç ve İshak Reisler ile beraber yüzlerce Türk levendi şehit olduğu için Hızır, insan sayısı ve harp malzemesi bakımından, Kuzey Afrika’da tutunabilmek için Yavuz Sultan Selim Han’a müracaat etmek zorunda kalmıştır. Yavuz Selim, Hayreddin Reis’e “Cezâyir Beylerbeyi” unvanını, “Paşa” unvanı ile beraber verdi. Barbaros da Hutbeleri Yavuz adına okutmaya başladı. Bu sûretle Cezâyir, Osmanlının bir eyâleti olmuş oluyordu.

Yavuz’un vefatıyla yerine Kanuni Sultan Süleyman geçmişti. Barbaros, Kanunî’den bir fermân-ı hümâyûn aldı. Padişah, kendisini kaptân-ı deryalığa tayin edileceğini, derhal İstanbul’a gelmesini emrediyordu.   

Barbaros yanına 18 amiralini de alarak İstanbul’a gelmeye karar verdi. Barbaros’un İstanbul limanına vardığı 27 Aralık 1533 günü, güzel bir kış günü idi. Bütün sahil boyunca binlerce İstanbullu birikmişti. Yıllardan beri adı efsanelere karışan ve daha hayatında bir masal kahramanı hâline gelin Barbaros’u görmek için halk, birbirini eziyordu.   Bu, onun İstanbul’a ilk gelişiydi. Barbaros Hayrettin Paşa ilk defa İstanbul′a geldiği zaman Vezir-i Azam maktul/makbul İbrahim Paşa İran seferi dolayısıyla Halep’te idi. Kaptân-ı Derya’lık görevine tayin, devlet reisi olan padişaha değil, hükümet reisi olan sadrazama ait bir işti. Padişah, sadrazamın yaptığı tayini ancak usûlen tasdik ederdi. Kanuni Sultan Süleyman, bu hususta kanunu değiştirmedi. Barbaros’a Halep’e gidip Sadrazam İbrahim Paşa ile görüşmesini emretti. İbrahim Paşa, Barbaros’a Kaptân-ı deryalık tevcih edecekti. Bunun üzerine Barbaros İstanbul’da ancak 3-4 gün kaldı, padişahtan izin alarak Halep’e doğru yola çıktı..  Halep’te yapılan görüşmelerde Barbaros, İbrahim Paşa’ya Osmanlıların yeni dünya dedikleri, Amerika′ya filo gönderip burada sömürge edinmesi gerektiğini anlatır. Ancak Paşa Akdeniz′de çok işleri olduğunu, İspanyolların Endülüs ve yeni dünyada yaptıklarının aynısını Mağrip’teki Müslüman halka da yapacağını anlattıktan sonra Mısır′a kadar olan bölgenin zorla Hıristiyanlaştırılma ve engizisyon tehlikesi altında olduğunu söyleyerek bu teklifi reddeder.

 Tarih olmamış olaylar üzerinde kafa yormaz. Ama insan yine de sormadan edemiyor: Ya İbrahim Paşa Barbaros’un bu teklifini kabul etseydi.  Ancak Sadrazamın bu konuda ne kadar haklı olduğunun ispatlarından biri de İspanyolların ele geçirdikleri Tunus şehrinde yaptıkları katliamdı. Bu şehirde yapılan katliamda 30.000 Müslüman öldürüldü.10.000 kadın ve çocuk esir edilip götürüldü. Binlerce cilt değerli yazma eser yakıldı.




Etiketler

  Yorumlar
+ Yorum ekle
Henüz hiç yorum yapılmamış.